Kitap ismi:
Yusuf ile Züleyha
Yazarı:
Nazan Bekiroğlu
Yayınevi:
Timaş
Yayın
Tarihi: 2008/İstanbul/14. Baskı
Sayfa
sayısı: 224
Nazan Bekiroğlu tarafndan kaleme alınan bu roman, tarihin en eski
ve en etkileyici aşklarında birini farklı bir tarz ve üslup ile tekrar
okuyucusuna sunmaktadır. Yusuf ile
Züleyha aşkı eskiden beri pek çok şiir ve hikayeye esin kaynağı olmuş ve
çok kere farklı tarzlarda işlenmiştir.
Özellikle divan edebiyatının hüküm sürdüğü zamanlarda, Mısır'da geçen bu aşk hikayesini anlatan pek çok mesnevi ortaya
çıkmış ve insanlar özellikle uzun kış gecelerinde şömine veya bir ateş
etrafında halkalar kurup bu hikayeyi okurlarmış. Buradan hareketle, Nazan
Bekiroğlu geçmişten gelen bu mesnevi geleneğinden bir tutam alıp, günümüz
anlatımıyla harman etmeyi başarmıştır. Yani Nazan Bekiroğlu'nun anlatımına güncel bir mesnevi diyebiliriz.(Mesnevi
türünün özelliklerini bilenler ne demek istediğimi daha iyi anlayacaktır.)
Öyle ki, kitabın satırları
arasında ilerlerken bazen bir şiir okuduğunuz hissine kapılır ve sayfaları
neredeyse bir solukta okursunuz. Bu tarz, hem okuyanı sıkmaması hem de hikayeye
farklı bir canlılık katması yönüyle takdir hak etmektedir.
Yer yer hikaye kahramanlarının -bilhassa Züleyha'nın- konuşturulmasıyla
sağlanmaya çalışılan samimiyet ve okuyucuyu hikayenin içine çekme çabası o
kadar başarılıdır ki, bazen Yusuf (as.) ile kuyuda başbaşa kalır, bazen
Züleyha'nın Yusuf'a (as.) yazdığı tek
kelimelik mektubun sancısına kendi beyninizde bir yer bulursunuz, kimi
zaman da Firavun'un en yakınındaki adamlardan biri olursunuz.
Nazan Bekiroğlu, kitabı altı
bölüme ayırmış ve bu bölümlere sırasıyla; Söz Başı, Yusuf'un as. Rüyası, Züleyha'nın
Rüyası, Firavun'un Rüyası, Dua ve Yazıcının Son Sözü isimlerini
vermiştir.
Yusuf ile Züleyha hikayesini
mesnevi tadında güncel ve yeni bir tarzla okumak isteyenlere tavsiyede
edebileceğim bu eserle keyifli vakit geçireceğinizi düşünüyorum. Özellikle
yoğun ve uzun cümlelerle yazılan kitaplardan çabuk sıkılanlar için bu kitap
bulunmaz bir nimet.
Kitaptan;
"Oysa sevmek, en fazla, neyi sevdiğini fark etmek demektir ve
seven biraz da neyi sevdiğini bilendir." (1. Bölüm, sayfa 14)
"Güven.
O ki, bir kez olsun güvenmemek kipinde çekimlense olumlu biçimi bir daha asla
geri dönmeyecek. Kırılacağı yoksa da on yürek, bir kez güvenmeyince, dağılıp
gidecek. Güven. O ki korunması için güvenmekten başka yolu yok"(2. bölüm-sayfa 36)
"Züleyha
her kadın kadar çocuksa da, neticede her kadın kadar kadındı. İçinde bir
boşluk, bir boşluk. Yusuf'u sığdırmaya çalıştıysa da içindeki boşluğa. Bir
avuntu olsun, bir oyalanma. Yusuf sığdıysa da Züleyha'nın içindeki şefkatten
örülü boşluğa, bir yığın yer daha kaldı geriye." (3. bölüm-sayfa 72)
"Zindan
çıkışı olmayan avlu, daraltılmış gökyüzü. Gece sessizce taşıdı ölüleri gündüze,
ölümler ki müjdeledi doğumu. Yusuf'unu ağırlayan zindan, Yusuf'un hükmüyle
derde derman buldu. Herkes zindanda yitirirken, Yusuf zindanda buldu."(4. bölüm-sayfa 150)
Şimdiden Keyifli Okumalar
Dilerim...
